İnsan Hakları Kentleri Projesi: Bahar Özden Coşgun ile söyleşi

Açık Gazete’ye konuk olun Raoul Wallenberg Enstitüsü'nün (RWI) İnsan Hakları Kentleri Projesi ve RWI Program Danışmanı Bahar Özden Coşgun, RWI’ın İnsan Hakları Kentleri Projesi’ni ve hazırladıkları İnsan Hakları Kentleri Göstergeleri Raporu’nu anlattı.

Dünya nüfusunun çoğunluğunun kentlerde yaşamaya başladığı bir dönemde, 1990’lardan itibaren insan hakları kentleri kavramının ortaya çıktığını belirten Coşgun, bu kavram çerçevesinde RWI’ın projesi üzerinden Türkiye’deki çeşitli belediyelerle yaptıkları çalışmaları anlattı.

İnsan Hakları Kentleri kavramı RWI raporunda şu şekilde anlatılıyor: “Sorunlara ve çözümlere ‘hak temelli’ bakış açısını merkeze alan insan hakları kentleri, birbirinde farklı kavramsallaştırma ve pratiklerle yerelde katılım, içermeci, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi yaklaşım ve değerleri bünyesinde toplayan ve uygulamaya sokan yeni bir birlikte yaşama kültürünü de temsil etmektedir.”

Coşgun, ilk kez Arjantin’de Rosario Kenti’nin meclis kararıyla İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini belediye için kılavuz niteliğinde temel ilkeler olarak kabul ettiğini ve böylece Rosario’nun ilk insan hakları kenti olduğunu vurguladı. Rosario’nun ardından Mexico City, Barselona, Utrecht ve Lund gibi bazı kentlerin de kendilerini insan hakları kenti olarak ilan ettiğini anlattı.

Coşgun, dünyada farklı uygulamaları bulunmakla birlikte güvenlik, katılım, ayrımcılığa karşı olma, kamu hizmetlerinden eşit yararlanma, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi temaların ve anlayışların, dünyada insan hakları kentlerinin ortak bileşenleri olarak ortaya çıktığını söyledi. 

Bu çerçevede, İnsan Hakları Kentleri Projesi’nin, Türkiye’de de belediyelerde yaşlı, engelli, kadın, çocuk ve sığınmacı/göçmen gruplarının uluslararası ve ulusal yasalar tarafından garanti altına alınmış haklarının kent yaşamında pratiğe geçirilmesini, gündelik hayata uyarlanmasını ve belediye hizmetlerine yansıtılmasını hedefleyen bir çalışma olduğunu belirtti Coşgun.