İnsan Hakları Eğitimi

Birleşmiş Milletler’in kuruluşunu izleyen 1950’li ve 1960’lı yıllarda, özellikle ‘Batı’da, insan Hakları eğitimi esas olarak formel eğitimde insan hakları bilgisini çocuk ve genç insanlara aktarmak; yüksek öğrenimde ise, başta hukuk ve siyaset bilimleri fakülteleri olmak üzere, bu alanda profesyonelleşmeye katkıda bulunma amaçlı verilmekteydi.

1970’li yıllara gelindiğinde ise, insan hakları eğitimi, ekonomik, sosyal, kültürel hakların yanısara ‘üçüncü kuşak’ olarak adlandırılan hakları da içeren bir genişlikte ve o dönem egemen ‘liberal insan hakları’ anlayışına da eleştirel yaklaşan yeni eğilimleri içererek genişlemiş olsa da, esas olarak formel eğitim sisteminin bir parçası olmayı sürdürdü.

Ancak bu durum formel eğitimi almayan veya formel eğitimi tamamladıktan sonra iş hayatına atılan insanların insan haklarındaki gelişmelere dair bilgilenmesini sınırlayan bir durum da yaratmaktaydı. Özellikle kadınlara yönelik ayrımcılığın önlenmesi, çocuk hakları, ya da çevreye ilişkin alanlarda bu boşluk fazlasıyla ortadaydı.

Ortaya çıkan bu ihtiyaç, insan hakları eğitiminin toplumun ‘öğrenci’ olmayan kesimlerini de kapsayacak çeşitliliğe kavuşturularak giderildi. Bir başka deyişle, insan haklarının akademik nitelikteki eğitimi, bu alanda toplumun tüm kesimlerini içeren yeni eğitim modüllerinin (training) ve farkındalığı arttırmaya yönelik genel kamusal bilgilendirme araçlarının (public information) geliştirilmesi ile yeni bir yaygınlığa ve ulaşılırlığa erişti.

Rwistanbul olarak biz, insan hakları eğitimini hemen faaliyetlerimizin temel başlıklarından birisi olarak ele alıyor, aynı zamanda insan hakları eğitimini, uluslararası insan hakları hukukunun içerdiği temel değerlerin toplumsal ve akademik yaşama içerilmesinin bir yolu olarak görmekteyiz.

Bu bağlamda Rwistanbul’un insan hakları eğitimini iki düzeyde ele aldığı ve çalıştığı söylenebilir:

İlki, içerik ve kapasite gelişimi olarak adlandırılabilecek faaliyetler başlığında ele alınabilir. Bu başlıkta öncelikle, insan haklarına ilişkin akademik eğitimde mevcut insan haklarına ilişkin ders içeriklerinin niteliklerinin geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi çabalarına destek verme hedefi yer almaktadır. Bu çerçevede bu alandaki eğitimcilerin pedagojik ve metodolojik becerilerinin arttırılması çabalarına destek vermeyi de önemsemekteyiz. Benzer şekilde, insan hakları alanında farklı disiplinler altında ve/veya interdisipliner yeni dersler açılması, örneğin insan haklarının farklı alanlarında uzmanlaşmayı sağlayacak yeni eğitim birimlerinin, merkezlerin, vb. açılmasının farklı yollarla desteklenmesi öncelikli eğitim faaliyetlerimiz arasında bulunmaktadır.

Bu noktada özellikle vurgulanması gereken nokta, insan haklarının temelde politik haklar olarak ele alan ve insan hakları disiplinini hukuk ya da siyaset bilimlerinin altalanı olarak anlayan daraltıcı yaklaşımlardan ziyade, insan haklarını farklı kuşaklarını bir bütün olarak kabul eden ve bu alanları birbirleriyle ilişkilendirerek çalışan disiplinlerarası bir anlayışla hareket ettiğimiz ve insan hakları eğitimini bu çerçevede kurguladığımız ve bu nedenle tıptan teknolojiye, antropolojiden sosyal hizmetlere ve ekonomiye kadar hemen her alanı bizim ilgi ve çalışma alanımız olarak gördüğümüzdür.

Tüm bu içerik zenginleştirme çabalarının uluslararası değeri olan bilimsel araştırma sonuçlarıyla beslenmesi ve kurumsal güçlendirme faaliyetlerinin Türkiye akademisinin uluslararası akademik eğitim ve araştırma ağlarıyla ilişkilendirilmesi, bu faaliyetlerin temelinde yer almaktadır.

İkincisi, çalıştığımız herhangi bir alanda yapılan işlerin insan hakları kültürüne saygılı, dışlayıcı olmayan bir temelde yürütülmesi, bir anlamda faaliyetlerimizin içeriğinin ve yapılma biçimlerinin insan haklarına saygılı, bu kültürü yaygınlaştıran bir biçimde yürütülmesi, yani insan haklarının bir tür anaakımlaştırılması (mainstreaming human rights) tutumudur. Bu noktanın önemi, insan hakları hukukunun kendi yaptığımız işlere ve işleri yürütme biçimlerine pratik olarak dönüşmediği sürece sınırlı bir anlamı olacağı bilgisidir.

Rwistanbul insan hakları eğitimi faaliyetlerini esas olarak formel eğitim kurumsallığı içinde yürütmekte ve yüksek eğitim içindeki farklı düzeylerdeki akademik kurumlarla işbirlikleri çerçevesinde ele almaktadır. Bu çerçevede, ‘akademik kurum’, formel/resmî kurumlar sınırlamasıyla kullanılmaktadır. Ancak bu sınırlama, akademinin formel/resmi yapısı dışında yürütülen formel olmayan akademik faaliyetlerin önemsiz olduğu, ya da akademik faaliyetlerin sadece formel ve resmi yapılar ve formatlarda yürütülebileceğine yönelik bir anlayışa dayanmamaktadır. Aksine, üniversitelerimizin son yıllarda çeşitli nedenlerle nitelik kaybına uğradığı koşullarda formel / resmi olmayan akademik faaliyetlerin kimi zaman çok daha nitelikli ve verimli üretimler yapabildiğini görmekteyiz. Ancak, Rwistanbul uzun dönemde formel/resmi akademinin nitelik ve kapasite gelişimini desteklemeyi amaçlayan faaliyetlerin sadece değerli değil, aynı zamanda elzem olduğu inancıyla kaynak, imkân ve birikimini bu alanda kullanmayı seçmiştir.